1 Ekim 2018 Pazartesi

ÇAKIRAĞA KONAĞI/BİRGİ/ÖDEMİŞ





   Yıllar önce bir televizyon programında Birgi'nin 'ekmek dolması'meşhurdur deyince sunucu merak edip gitmiştik.Ekmek dolması hüsrandı bence...Ama bize yakın böyle güzel bir köyü keşfettiğim için mutlu oldum.

    Bozdağların yamacında yemyeşil, küçük ve tüm evleri aynı taş yapı  ve ahşap pencereli  olan güzel bir köy burası.İzmir'e 110 km uzaklıkta.Tarihi MÖ.2000 li yıllara kadar uzanıyor.Frigler, Persler, Bergama Krallığı, Bizanslılar, Romalılar,Aydınoğulları ve Osmanlılar'a bağlı olarak günümüze kadar gelmiş.


                           

    Çakırağa Konağı 1761 yılında Şerif Ali Ağa tarafından yaptırılmış.3 katlı ve 14 odası var.Şerif Ali Ağa'nın İzmirli ve İstanbullu olan eşleri için yaptırdığı karşılıklı odalar en dikkat çeken yerler bu konakta bence.Çünkü eşlerinin memleket özlemi çekmemeleri için odaların duvar ve tavanlarına İstanbul ve İzmir manzaraları yaptırmış.Ayrıca Ege bölgesinde yetişen sebze ve meyvelerde resmedilmiş tavanlara.

    Sit alanlarından biri olan Birgi'de Çakırağa ve Sandıkoğlu Konankları görülmeye değer.Çakırağa Konağı'nın ahşapları Venedik'ten getirilerek yapılmış.Mimarisi ve süslemeleri şahane

                                      Şu tavanın güzelliğine hayran olmamak elde değil...



     .Konak Kültür Bakanlığına bağlı müze olarak hizmet veriyor.

Birgide başka ne yapılır?

    İmamı Birgivi Türbesi, Çakırağa Konağı,Ege'nin en eski camilerinden biri olan Aydınoğlu Mehmet Bey Camii,Dervişağa Cami ve Sandıkoğlu Konakları ziyaret edilebilecek yerler.

    Ödemiş'te ipek dokumacılığı meşhur.İpek şal alınabilir.Patates, kestane ve kuru inciride meşhur.

    Tarihi Meydan kahvesinde çay içebilir tertemiz köy havasını içinize çekerek doğa ve tarihin tadını çıkarabilirsiniz...

    Burası hala gerçek bir köy olduğundan büyük ve çeşitli restoranlar yok.Olmaması da bence çok güzel...

     Zaten İzmir'de yaşadığımızdan biz kalmadık ancak konaklamak isterseniz bir kaç taş konak gördüm gezerken.




    



   

25 Temmuz 2018 Çarşamba

AMASRA

  

 

   Sesamos adıyla bilinen kent MÖ 12.yy da kurulmuş.1460 yılında Fatih Sultan Mehmet fethetmiş.Batı Karadenizde mutlaka görülmesi gereken bir yer.İlk girişte yollar biraz virajlı....

  Karadenizde kendimize birkaç güzergah belirleyip geze geze Van'a ulaşma planımıza ilk Amasra ile başladık.1 gün kalır başka şehre geçeriz dediysek de 3 gün bu şehirde kaldık.Çünkü denizi, havası, tarihi dokusu,çarşısı ve lezzetli yemekleri ile bir güne sığmayacak kadar güzeldi.








  Fatih Sultan Mehmet Han lalasına şöyle seslenir: 'Lala lala Çeshm-i Cihan bu mu ola?' yani dünyanın gözbebeği burası mıdır?der.Gerşekten de Amasra panoraması harika...


   Biz yaz mevsiminde gittik.Kalacağımız yeri her zamanki gibi şehre ulaştığımızda bulduk.Trip advisor ve booking.com'u severek kullanıyoruz.(lütfen booking.com Türkiye'ye geri dönsün) Biz 'North Door' otelde kaldık.Otel gayet temizdi, kalabalık değildi, odamızın önünde havuz vardı ki çocuklar buna bayıldı.Denizde karşımızdaydı ama deniz fazla kalabalık olduğundan tercih etmedik biz.Öğlene kadar kenti keşfetme, öğleden sonra da yüzmeye ayırdık.



Tekne gezisi yapmanızı mutlaka öneririm.Sabah limana gidip beklenebiliyor, dolunca tekne kalkıyor ya da bizim yaptığımız gibi beklemeyip özel kiralayabilirsiniz de. Doluncaya kadar beklemek istemezseniz küçük bir tekne kiralayıp rahatça gezebilir.Fiyat çok farketmiyor, gayet makul.



 Küçük Kilise Şaphel'e 23 farklı yoldan ulaşılabiliyormuş.Biz Yat Limanının oradan tarihi kale merdivenlerini tırmanarak çıktık.



                           

 UNESCO Dünya Mirası geçici Listesi içerisinde de bulunan Amasra Kalesi , Bizans İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş.


Yüzyıllardır devam eden ağaç oymacılığına ait el sanatlarını Tarihi Çekiciler çarşısında bulunabilir.Şimşir kaşık almanızı öneririm.


Amasya Pazarına uğrayıp meyve sebze de aldık.



   Fatih Sultan Mehmet'in savaşmadan kazandığı bu küçük şehirdeki Fatih Camisi dönemin tüm yapı özelliklerini taşıyor.Yapının Narthex bölümü ile Ambon çıkıntısı sonradan mekana katılmış.

   Canlı Balık ve Çeşm-i cihan ünlü balık lokantaları.Biz gezerken Sahil Restoran'a denk geldik, iyi de olmuş, balıkta ,salatada, tatlıda enfesti.Denizin içinde yemek yemek ayrı bir keyifti.

19 Haziran 2018 Salı

MALABADİ KÖPRÜSÜ (DİYARBAKIR)



Yıllar önce ben eşimle ilk defa Van'a giderken durup mola verdiğimiz, sonra her Van'a gidişte mutlaka uğrayıp çay içmek istediğim muhteşem bir köprü burası.İlk gittiğimde etrafı seyrederken küçük bir çocuk yanımıza gelip bilgi verebilirim deyince ee hadi dinleyelim dedik.Çocuk bize Türkçe,İngilizce ve Fransızca ezberlediği bir kaç cümleyi büyük ciddiyetle bir çırpıda söyledi:)Yazın bu şekilde çalışıp harçlığını,okul masrafını çıkarmaya çalıştığını söyleyince pek bir hoşuma gitti.


Silvan ilçesi yakınında ve Diyarbakır-Bitlis yolu üzerinde.Görkemli bir Artuklu eseri olan Malabadi Köprüsü, dünyadaki taş kemerli köprüler içinde kemeri en geniş olanı.Kemerin her iki yanında kervan ve yolcular için 2 barınak oda da bulunuyor.

12.yy. Selçuklu Dönemi anıtsal mühendislik- mimarlık başyapıtlarından birisi olan bu köprüyü mutlaka görmenizi öneririm.Sadece bu köprü var civarda.Restoran ,kalınacak yer vs yok burada.Etrafta oyun oynayan çocuklar, derede çamaşır yıkayan bir kaç kadın vardı en son gittiğimde.Yani sakin,sessiz...



SAFRANBOLU





     Amasra'dan çıkıp Karabük iline bağlı Safranbolu'ya geldik...Gelmişken görelim dedik.Çok büyük bir yer olmadığından çocuklar olmasına rağmen bir kaç saatte dolaştık.Safranlı çay içmeden ve safranlı lokum yemeden tabi ki ayrılmadık buradan.

    Gittiğimizde ramazanın son günleriydi belki de bu sebepten çarşıdaki pek çok dükkan kapalıydı.Burada kalmadık çünkü biz hareket ve keşif seven bir aileyiz, Kastamonu'da konaklamaya karar verip biraz gezdikten sonra buradan ayrıldık...



     Kızılırmak ile Filyos Irmağı arasında kalan bölgedeki Safranbolunun geçmişi MÖ 3000 yıllarına kadar uzanıyormuş.Tarih boyunca çeşitli uygarlıklar arasında sürekli el değiştirmiş.



    Safranbolu sivil Osmanlı mimarisini taşıyan geleneksel Türk evleriyle meşhur.



    Köprülü Mehmet Paşa Camii, İzzet Paşa Camii, Yemeniciler Arastası,Demirciler Çarşısı belli başlı gezilip görülebilecek yerlerden.





AKDAMAR ADASI VAN




   Van ve Bitlis illeri arasında bulunan Van Gölü'nün içinde yer alan ikinci büyük adadır Akdamar Adası. Van'ın Gevaş ilçesi içinde yer alır.

   Ada'nın yüzölçümü 70.000 metrekaredir.Yıllar önce de buraya gelmiştim ancak o zaman restorasyon yapıldığından kiliseye girememiştim.

   Ada'ya ulaşım teknelerle sağlanıyor.Mis gibi göl havasını teneffüs ederek emsallerine oranla daha az bozulmuş muhteşem güzelliği yakından gezebilirsiniz.Hatta isterseniz burada göle de girebilirsiniz.



   Ahtamar, Akhtamar, Ağtamar biçiminde de yazılır.Adının yaygın hikayesi şöyle:
Zamanında bu adada yaşayan Ermeni baş keşişin Tamara adında güzel bir kızı vardır.Adanın çevresinde çobanlık yapan bir genç bu kıza aşık olur.Tamara ile buluşmak için bu genççoban her gece adaya yüzer.Tamara ise O'na gece karanlığında yerini belli etmek için fenerle bekler.Bundan haberdar olan kızın babası, fırtınalı bir gecede elinde fenerle Ada'nın kıyısına iner ve sürekli yer değiştirerek gencin boşuna yüzüp, gücünü yitirmesine neden olur.Yüzmekten gücünü yitirip yorulan genç çoban boğulur ve boğulmadan önce son nefesinde 'Ah Tamara !' diye haykırır. Bunu duyan kız da hemen ardından kendini gölün sularına bırakır. O günden sonra Ada, Ah Tamara ismi ile anılır.

   Bu bir efsane elbette. 9.yüzyıldan itibaren kaydedilmiş Ağtamar adının Arapça ĞMR kökünden 'kabartı, tümsek' anlamına gelen bir türev olması daha kuvvetli bir olasılık olarak değerlendirebilir.(wikipedia.dan alıntıdır.)

 

   Kızıl andezit taşından inşa edilmiş kilisenin dış cephesi bitki ve hayvan motifleriyle ve Kutsal Kitap'tan alınma sahnelerle süslenmiştir.

   Kilise Ermeni mimari tarihi içinde eşsiz bir konuma sahiptir.

            


Akdamar Adası'ndaki SURP HAÇ Kilisesi, Kudüs'ten İran'a kaçırıldıktan sonra 7.Yüzyılda Van a getirildiği rivayet edilen hakiki Haç'ın bir parçasını barındırmak maksadı ile Kral 1.Gagik'in emriyle 915-921 yıllarında Mimar Manuel tarafından inşa edilmiştir.




 Tam burada çay içtik...İsterseniz dükkanlardan Ada'ya özgü hediyelikler de alabilirsiniz.


 İşte sodalı Van Gölü'ne giren insanlar topluluğu:

4 Mayıs 2018 Cuma

İSHAK PAŞA SARAYI (DOĞU BEYAZIT/AĞRI)


     İşte heybetli ağrı Dağı.Sıcak yaz ayında bile tepesinde kar duruyor.



   Üstteki yer İran'a 25 km uzaklıktaki Doğu Beyazıt.

   İshak paşa Sarayına gitmek için buralardan geçtik.Sokaklar geniş gibi.Ama o kadar çok dolmuş,araç ve insan var ki arabaların ilerlemesi çok zor.Karmaşa...


  İşte Osmanlı mimarisinin zengin örnekleri her yerde göze çarpıyor.Muazzam saray.Aslında saraydan ziyade külliye imiş.

   Hayranlıkla gezdik...116 tane odası var.Mimarı Mehmet Paşa imiş.Cıldıroğullarından 2.İshak Paşa ile Çolak Abdi paşa'ca 1685'te yaptırılan saraya
, 1784 yılında son şekil verilmiş.


   Aşağıdan  Saray böyle gözüküyor.Saraya giden yol açık, geniş ve çok güzel yapılmış.
Tepede bir de cami ve kafe var.


   Doğu Beyazıt'ta daha önceki gezimden tecrübeliyim.Yemek konusunda sıkıntı yaşamıştım..Bu tip durumlarda B planını uyguladık.Bir fırından pide ve marketten de peynir alıp rutin beslenmemizi sağladık.Yani ben kılım bu konularda .Her yerden her şeyi yiyemiyorum sebep bu.Ben seçmem derseniz lokantalar mevcut:)
   
    Geceleme konusunda bilgim yok.Kalmadık.Buradan Van'a geçtik.
.


    Kesinlikle gidilip görülmesi yerlerden bir tanesi...Duvarlarda yazılı  şiirler büyüleyici.








EFES MÜZESİ (Selçuk/izmir)

   İzmir'in Selçuk ilçesinde bulunan Efes Müzesi'ndeyiz şimdi de.Müzede Efes Artemis Heykeli sergilenen e...